Dijital Pazarlama Sosyal Medya

Türkiye’de Sosyal Medya Tarihi

Sevgi Karaer
Türkiye’deki yaygın ismiyle “sosyal medya” ancak en doğru kullanımıyla “yeni medya” , tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi gördü. Ancak Türkiye’nin bu konuda biraz farklı bir yeri olduğu aşikar. Ülkemiz hem Facebook hem Twitter kullanıcı sayısında dünyadaki sayılı ülkelerinden biri. 2016 Haziran rakamlarına göre Türkiye’deki Facebook kullanıcı sayısı 42 milyon. Bu rakam Türkiye’yi dünya ülkeleri arasında altıncı, Avrupa ülkeleri arasında ilk sıraya yerleştiriyor.

Türkiye’de 6.5 milyonu aktif olmak üzere, 7.2 milyon tekil Twitter kullanıcı bulunuyor. Tüm bu veriler tabii ki günbe gün değişiklik gösterebiliyor. Fakat sosyal medyanın Türkiye’deki önemini kavramak için bu alanda profesyonel olarak neler yapıldığına bakmak yeterli. Konvansiyonel medyada yapılan tüm işler, yapımcıları tarafından bir şekilde yeni medyaya entegre edilmeye çalışılıyor ve bu işe odaklanmış çok sayıda ajans, bu alandan ekmeğini kazanan binlerce profesyonel artık iletişim sektöründeki yerini almış durumda.

Dünyada, yeni medya üzerine yapılan bu tür politik eğilim araştırmalarında mutlaka taranan mecralarından biri kuşkusuz forumlar. Ancak özellikle Facebook’taki grupların ve yeni iletişim teknolojilerinin sağladığı olanakların daha kolay olması nedeniyle Türkiye’de internet forumu geleneği oldukça gerilemiş durumda. Öte yandan sadece Twitter ya da sadece Facebook ya da sadece Ekşi Sözlük takip ederek, sosyal medya kullanıcıları hakkında büyük kaanatler oluşturulması yönündeki yaklaşımların sağlıksız olacağını düşünüyorum.

  •     SOSYAL MEDYA ARAÇLARIN TÜRKİYE’DEKİ KONUMLARI

 

Sosyal medya araçlarının farklı ihtiyaçlar ve farklı teknolojiler sonucu medyana gelmiş olması, onların gördüğü işlevleri ve seslendiği kitleleri de birbirinden farklılaştırıyor. Dolasıyla, aslında tek bir “sosyal medya” yok, “sosyal medyalar” var. Zira sosyal medyayı monoblok ve homojen bir yapı olarak görmek, sıklıkla yapılan ve genelde de çok yanlış çıkarımlara neden olan bir algılama hatasıdır.

TWITTER
Twitter’ın ortaya çıkışı,sosyal medya kavramını dünyada çapında tartışmaya açması bakımından önemli oldu. Gerçekten de bu aracın,içine doğduğu teknolojiyle beraber sosyal medyanın kullanım şeklini ve amacını dönüştürdüğü söylenebilir. Twitter, hakikaten de “sosyal medya” deyimini en çok karşılayan araç. Facebook ve pek çok diğer aracın aksine neredeyse anonim sayılabilecek  bir kalabalığa hitap etmeniz mümkün, hem de bu aracı yazılı, görsel, işitsel bilgi geçmek için kullanabiliyorsunuz. Bu bakımdan Twitter hakikaten yaratıcı kullanımlara açık ve özellikle “olay yerinde bildirme” algısını kuvvetlendiren bir mecra. Bu tarafıyla da özellikle medya çalışanların ilgisini çekmiş olması çok doğal.

Lakin Twitter’ın “gazeteciliğin geleceği” olduğu yönündeki algının ya da bu doğrudan bir gazetecilik mecrası olarak görmenin aslında çok bariz olan ama biraz da mecranın yarattığı heyecandan dolayı görmezden gelinen açmazları var.

Twitter çoğu kez kullanıcıyla olayı baş başa bırakıyor ve soruyor; “hemen söyle bakalım, ne düşünüyorsun?” Kullanıcının bu anda verdiği tepki,aslında hayatı boyunca kafasında oluşan tüm kültürel,sosyal ve ideolojik kodların bir aynası. Birçok farklı olayda,yüzlerce farklı kullanıcının ilk tepkilerini okuduğunuzda ise Twitter’daki kitlenin hakim kodlarına ulaşıyorsunuz.

Twitter,ilk çıktığında dünya çapında çok popülerleşmedi. Facebook’un “durum iletimi” kısmına benzeyen bu aracın ne işe yaradığı açıkçası çok da anlaşılamamıştı. Ancak 2009 İran Seçimleri’nde bu aracın ve içindeki “hastagh” sisteminin kullanımı,Twitter’ın ne amaçla kullanabileceğine dair tüm dünyada ciddi bir ışık yaktı. Artık herkesin cebinde kendi CNN’i vardı,üstelik eğlence içinde kullanabiliyordu.

Türkiye’de  Twitter’ın yayılması bu süreçten biraz daha geç gerçekleşti.Bunun çeşitli nedenleri var. Her şeyden önce Twitter’ın arayüzü uzun süre Türkçeleşmedi ve yalnızca yabancı dil bilen kitleye hitap etti. Dahası her ne kadar akıllı telefonlar özellikle Blackberry ve iPhone satışları yüksek rakamlara ulaşsa da,birdenbire yaygınlaşmadı. Şartlar olgunlaştığında ise Türkiyeli Twitter kullanıcıların sayısında patlama yaşandı.Türkiye, Twitter kullanımında dünyanın en aktif 10 ülkesinden biri konumunda. Bu da kuşkusuz bu mecranın gündem belirleme gücünü arttırıyor.

FACEBOOK

Facebook,Türkiye’nin en popüler sosyal medya mecrası. Gerek yapısı,gerekse yıllardır Türkçe kullanılabilmesi nedeniyle toplumun her kesiminden insan Facebook’ta zaman geçirebiliyor. Bu mecrayı Türkiye’de muhtemelen her zaman Twitter’dan daha ilgi çekici kılacak olan faktör ise Facebook’un rakibine göre çok daha görsel olması. Türkiye,okuma alışkanlığının çok fazla olmadığı,televizyon izleme alışkanlığının ise dünya ortalamalarının epeyce üstünde olduğu bir ülke. ComScore verilerine göre Türkiye,internette de kullanıcıların ortalama vakit geçirme süresine göre Avrupa sıralamasında üçüncü sırada.Ülkemizin kırk milyonun üzerinde Facebook kullanıcısına sahip olduğunu da düşünürsek,bu vaktin önemli bir kısmının burada geçtiği rahatlıkla söylenebilir.

Kullanıcıların politik alandaki ifadeleri konusunda da Facebook, Twitter’dan oldukça farklı. Her ne kadar hesabı herkesin görmesini engellemek mümkünse de, Twitter’î bu şekilde kullandığınızda yazdıklarınız RT edilmediği için bu çok tercih edilemiyor. Bu araç kısıtsız şekilde kullandığı zaman ise özel alanda yazılan her şey kamusal alana,dolasıyla da siyasal alana taşınıyor. Oysa biliyorsunuz ki, Türkiye özel alanın çok politize olmadığı politize olmasının da geleneksel olarak pek hoş karşılanmadığı bir ülke. Dahası, Twitter özel alanda profesyonel alanın da birbirinden ayrılmadığı bir mecra.

Facebook, bu açılardan Türkiyeli kullanıcıların elini çok rahatlatan mecra. Her ne kadar popülerliği ve kuruluş amacı bakımından bireyin çok farklı alanlarda tanıdığı insanları bir araya getirse de,bu araç kullanıcıya özel alanla siyasal alanı birbirinden ayırma imkanı sağlıyor. Facebook’ta açılan fan sayfaları,bireysel profillerle yansımadan politik ifadelerin kullanabildiği bir alan yaratmış durumda. Dahası bu sayfalar,belli ürünlerin,partilerin,kuruluşların,medya organlarının olduğundan genelde belli siyasi görüşteki insanları bir araya getiriyor.

SÖZLÜKLER VE FORUMLAR

İnternet üzerindeki forumlar ve başta Ekşi Sözlük olmak üzere sözlükler, Türkiye sosyal medyasının en eski araçları. İki mecra türü de 2000’lerin başında,tamamen farklı yollardan gelişmeye başladı. Forumlar için geniş bant internetin Türkiye’ye girdiği bu yıllarda bağlantı hızının artması ve fiyatının düşmesi çok büyük bir fark yarattı. Dial-up döneminde 1990’larının BBS’lerinin ileri bir versiyonu sayılabilecek olan forumlar,müzik ve video paylaşımın kolaylaşmasıyla çok büyük kullanıcı kitlelerine seslenmeye başladılar. Özellikle mp3 paylaşımı ve erotik içerik ilk dönemde pek çok forumu taşıyıcısı oldu.Zamanla erotik içerik üzerindeki devlet baskısının artmasıyla forumların rüzgarı kesilir gibi olduysa da,o zamana kadar ciddi bir kullanıcı tabanını sağlayan forumlar yollarına devam etti.

Sözlüklerin ortaya çıkışı ise çok farklı bir hikayeye sahip. 1999’da Sedat Kapanoğlu(SSG) ve arkadaşları tarafından eğlenmek için yazılan Ekşi Sözlük,orijinal bir fikir olması ve aynı dönemdeki internet sitelerine kıyasla çok daha interaktif olması sayesinde kısa sürede yüz binlerce kullanıcının ziyaret ettiği bir siteye dönüştü. Ekşi Sözlük’ün diğer mecralardan en net farkı,uzun süre yazar alımının son derece kısıtlı yapılması ve moderasyonun diğer mecralara göre çok daha kuvvetli olması.

Ekşi Sözlük 2000’lerde popülerite yakalarken,sözlüğün kaynak kodları da dışarı sızdı. Sızdırılan kodlar,kısa sürede “klon” tabir edilen taklit sözlüklere dönüştü. Bu sözlüklerden bir kısmı kısa ömürlü olurken,Uludağ Sözlük ya da İTÜ Sözlük şimdi ki adıyla İnstela gibi klonlar kendi kullanıcı kitlelerini yaratarak üzerindeki “taklit” etiketini sökmeyi başardılar.

GAZETELERİN İNTERNET SİTELERİ VE HABER SİTELERİ

Web 2.0 teknolojisinin gelişmesiyle beraber internette yayın yapan haber siteleri de çok daha interaktif bir hal aldı. Ancak pek çok haber sitesinin hala sosyal medyanın gerisinde olduğunu söylemek gerek. Bunun iki temel nedeni var. Birincisi,haber siteleri ağırlıklı olarak konvansiyonel medyanın internet bölümleri olduğundan internete özel çözümler geliştirmekte çoğu kez ağır kaldılar. Bu ağırlığı özellikle web 1.0 zamanında çok yaşandı. Medya kuruluşlarının internet siteleri kullanıcılardan bir şekilde geri bildirim alabileceğinin farkındaydı ama bunu nasıl işleyebileceği ve nasıl kullanabileceği konusunda pek bir fikre sahip sayılmazlardı.

Web 2.0’la beraber web sitelerine eklemlendirilebilir hazır interaktif teknolojiler ortaya çıktı ve bu sorun bir ölçüde çözüldü,tabii kullanıcı alışkanlarının  bu zamana kadar oturmaya başlamış olması haricinde. İkinci temel neden ise kullanıcıların haber sitelerindeki hareket alanlarının,bu mecranın doğası gereği hala kısıtlı olması. Diğer mecralarda kullanıcılar gündemi kendileri belirleyebilir ya da gündemdeki konular arasındaki hiyerarşiyi oluşturabilirken,haber sitelerinde editöryel kadronun kendilerine sunduğu içeriğe tabiler.

Türkiye’de haber siteleri yenilik yaratmaktan çok,yenilikleri adapte etmek üzerinden yürüyor.Türkiye merkezli internet haber siteleri arasında kullanıcı katılımının en yüksek olduğu site HaberTürk . Haber siteleri sosyal medyanın kitleselliğini yansıtmak için mutlaka yapısal değişimlere gitmek zorunda..


Yazar hakkında

Sevgi Karaer

Sevgi Karaer

Nişantaşı Üniversitesi'nde Yeni Medya bölümü öğrencisiyim, sosyal medya ve web tasarım alanında çalışıyorum. Bu konuda öğrendiklerimi mutfakta paylaşıyorum. Siz de yaptığınız çalışmaları, edindiğiniz bilgileri paylaşabilirsiniz.
Yorum alanı ile mutfağa katkıda bulunun.

Yorumlar

Bir yorum yaz